Baruch Spinoza

BARUCH SPİNOZA’DAN BAĞIŞLANMA DİLEMEK

Tüm zamanların en büyük Yahudi filozoflarından biri mi? Yoksa kafir mi? Baruch Spinoza’nın hikayesi

27 Temmuz 1656’da, Amsterdam’lı Portekiz Yahudilerinin cemaat defterinde alışılmadık bir kayıt belirdi. Baruch Spinoza adlı 24 yaşındaki bir Yahudi’nin aforoz (herem) edildiğini ilan eden bir kararneme. Spinoza’yı, cemaat dışı etme emri şöyleydi:

Mahamad Senyorları, Baruch d’Espinoza’nın yanlış fikir ve davranışlarının uzun zamandan beri farkında olduklarını ve onu kötü yollardan caydırmak için çeşitli yollara ve vaatlere başvurduklarını bildirirler. Ama hiçbir gelişme görmediklerinden, aksine her gün uyguladığı ve öğrettiği korkunç sapkınlıklar ve gerçekleştirdiği canavarca eylemler hakkında daha fazla bilgi edinerek…ayrıca d’Espinoza’nın aforoz edilmesi gerektiğine karar verdiler…

Meleklerin ve azizlerin yargısından sonra, Baruch d’Espinoza’yı aforoz ediyor, kovuyor ve lanetliyoruz. Tanrı’nın izniyle, O mübarek olsun ve tüm kutsal cemaatin rızasıyla, kutsalın önünde. İçinde yazılı olan altı yüz on üç ilkeyi, Yeoşua’nın Jerichko’yu aforoz etmesini, Elişa’nın çocukları lanetlemesini ve kanunda yazılı olan tüm lanetleri içeren parşömenler. Gündüz lanetlenmiş, gece lanetlenmiş; yattığı zaman lanetlensin ve kalktığı zaman lanetlensin; dışarı çıktığında lanetlensin ve içeri girdiğinde lanetlensin. Rab onu affetmeyecek; Rab’bin öfkesi ve gazabı bu adama karşı öfkelenecek ve kanun kitabında yazılı olan bütün lanetleri onun üzerine getirecek. Ve Rab onun adını göklerin altından yok edecek ve Rab onu, kanun kitabında yazılı olan gök kubbenin bütün lanetleriyle, İsrael’in bütün kabilelerinden kendi zararına ayıracaktır. Ama Rab Tanrı’ya bağlanan sizler, hepiniz bu gün hayattasınız. Kimsenin onunla sözlü ve yazılı iletişim kurmamasını, ona iyilik yapmamasını, aynı çatı altında, dört arşın yakınında kalmamasını, yazdığı hiçbir şeyi okumamasını emrediyoruz.

Çeviri: Berkley Din, Barış ve Dünya İşleri Merkezi, Georgetown Üniversitesi.

Baruch Spinoza - Mükemmel Kafir

Genç Baruh Spinoza’nın atalarının dini sorgulamaya tam olarak ne zaman karar verdiği belli değil, ancak muhtemelen erken yaşta oldu. Spinoza, düzenli olarak sinagoga giderken ve mitzvaları yerine getirirken, felsefi ve teolojik fikirlerini yoğun bir Tevrat çalışmasıyla geliştirdi. Ne kadar çok okursa, kutsal metinlerde yer alan birçok çelişkinin o kadar farkına vardı.” Theologico-Politik” incelemesinde açıklandığı gibi Spinoza, Tevrat yasalarının geçerli olduğu sonucuna vardı, ancak bu yalnızca eski İbraniler tarafından İsrael topraklarında kurulan siyasi çerçevede geçerliydi. Bu yasaların, Spinoza’nın zamanında anlaşıldığı şekliyle, doğa yasalarıyla çoğu zaman çeliştiğini iddia etti.

Spinoza, Ebedi’ye olan inancı terk etmedi, bunun yerine Ebedi’yi (ilahi olanı) bu dünyanın alanına yerleştirdi. Spinoza’nın Tanrısı evrendir. Bu felsefede Spinoza, daha sonra ”Tevrat eleştirisi” olarak adlandırılacak bir disiplinin temellerini geliştirdi. İbranice Tevrat ve Tanah’ın eleştirel ve tarihsel bir yorumunu (belki de tarihte ilk kez) yarattı. Onun bu yorumu, metni anlamak için mantıksal ve bilimsel yöntemlerin kullanılması lehine birçok geleneksel anlayışı terk eder.

Amsterdam’ın göreceli liberal ve aydınlanmış atmosferinde bile, Portekizli, Conversol’arın soyundan gelen Spinoza, kendi topluluğu tarafından reddedilmişti. Zorla Hıristiyanların dinine geçenlerin torunları olan engizisyonun bu kurbanları, şimdi Yahudi kökenlileri orijinal inançlarına geri döndürmek için çalışıyorlardı. Spinoza’nın sözlerini ve eylemlerini, kendileri için çok sıkı çalıştıkları hassas yaşam dokusuna bir ihanet olarak gördüler. Baruch Spinoza, inançsız bir vatandaş ve filozof olarak toplumda yeni bir yer bulmaya zorlandı. Tarihçiler daha sonra ondan “ilk laik Yahudi” olarak söz edeceklerdi.

Nesiller boyu Yahudi halkının, Baruch Spinoza’nın figürü ve yazılarıyla karmaşık bir ilişkisi olmuştur. Hayatı boyunca, öğretilerini birkaç öğrencisine kısaltılmış, sağduyulu bir biçimde iletmek zorunda kaldı. Kamuya açık yazılarını isimsiz olarak yayınladı, ancak en kapsamlı kitabı “Etikler”, ölümünden sonra evinin bir çekmecesinde bulundu.

Yüzlerce yıl boyunca Yahudiler, Spinoza’yı ve onun fikirlerini reddetmeye devam ettiler. Öldükten ve Portekiz Cemaatine karşı işlediği suçlar çoktan unutulduktan sonra bile, fikirleri sapkınlık ve Yahudiliğin temel ilkelerine yönelik kasıtlı bir taciz olarak görüldü. Yüzyılı aşkın bir süre boyunca Spinoza’nın adı, halka açık çevrelerde anılmaması için dışlandı. Onun ”sapkın” olarak addedilen fikirlerin bazılarının, onun lehine çevrilmeye başlanması, Aydınlanma’nın  başladığı dönemlerin içinden çıkan, büyük düşünürler sayesinde oldu.

Spinoza’ya Desteğin İlk İşaretleri:

Avrupa, Aydınlanması’nın yükselişiyle Yahudilik beklenmedik bir yönden saldırıya uğramaya başladı. Yahudileri Mesihlerini reddetmekle ve modası geçmiş bir dizi buyruklara bağlı kalmaya devam etmekle suçlayan geleneksel Hıristiyan kınamasına ek olarak, aydınlanan filozofları da Yahudileri dinlerini terk etmeyi ve modern rasyonel dünyayla bütünleşmeyi reddettikleri için kınamaya başladılar. Bu Aydınlanma’nın kurmaya çalıştığı dünyaydı.

Spinoza, bu düşünürler tarafından aydınlanma şehidi, değişimi içeriden getirme çabasıyla zamanının hahamlık düzenine cesurca meydan okuyan bir kurban olarak yeniden markalandı. Birçoğu, onun dinin temellerini genel olarak baltalamasını görmezden gelmeyi seçti. Vahiy fikrinin terk edilmesi, dini hukukun zaman aşımına uğramış olan inancı ve evrenin kendisini Tanrı ile özdeşleştirmesi. Ancak Hasidik hareketin katı muhalifleri olarak, Spinoza’nın Yahudiliğin mistik boyutunu reddetmesini güçlü bir şekilde benimsediler.

Tanınmış İbrani yazar ve entelektüel Mordecai Zeev Feuerberg, reddedilen Yahudi filozofa büyük bir saygıyla davrandı ve kendi halkını Spinoza’ya kötü davranmalarından dolayı sert bir şekilde kınadı. Hatta Spinoza ve İmmanuel Kant arasında paralellikler kurmaya devam etti.

Yeni Yahudi Anlatısında Spinoza’nın Yeri

Spinoza, muazzam baskı karşısında bile doğru olduğuna inandığı şeyi savunan haydut isyancı imajı, tam da Siyonist hareketin liderlerinin ve habercilerinin aradığı bir örnekti. Spinoza onların düşünce yapısına çok uygundu.

İbrani edebiyatı tarihçisi ve bilgini Prof. Joseph Klausner, 1924 yılında, Spinoza’nın 250. ölüm yıldönümü münasebetiyle verdiği bir konferansta, Spinoza’nın aforoz kararını iptal etti. ”Yahudi Spinoza’ya sesleniyoruz… Scopus Dağı’nın tepesinden, yeni mabedimiz olan Kudüs İbrani Üniversitesi’nden; Yasak iptal edildi! ”Yahudiliğin size karşı işlediği suç burada kaldırılmıştır ve ona karşı her ne günahınız varsa bağışlanacaktır. Sen Kardeşimizsin, Sen Kardeşimizsin, Sen Kardeşimizsin!” diye afarozu geçersiz kılmıştır.

Görünüşe göre bu, birçok kişinin İsrael topraklarında beklediği bir deklarasyondu. Spinoza, onlarca makale ve kitapta araştırma ve tartışma konusu olarak yer almaya başladı. 1932’de Yehoshua Yehuda Cohen, Doar ha-Yom’un (Bugünün Postası Gazetesi) sayfalarında “Artık Spinoza ile tüm saygımızla ilişki kurmadığımızı söylemek imkansız.” diye yazmıştı. Cohen, Spinoza’nın Amsterdam’lı Converso topluluğu tarafından kendisine sağlanandan çok daha fazla kabul görmesine rağmen, Yahudi kutsal yazılarının yine de eleştirel ve dikkatli bir şekilde okunması gerektiğini –tıpkı Spinoza’nın kendisinin de okuduğu gibi-açıkça belirtmeye  çalıştı.

1951’de Spinoza’nın Teolojik-Politik incelemesinin el yazısıyla yazılmış orijinal bir kopyası İsrael’e getirildi. 1953’te Davar Gazetesi’nde Spinoza’nın katkısının önemini yeni zirvelere çıkaran başbakan David Ben-Gurion’du. Onu,”son iki bin yılda İbrani Halkı arasında ortaya çıkan en derin filozof” olarak niteledi.

Bugün, Yahudi düşünce tarihini incelemeyi amaçlayan hiçbir çalışma, ”Filozofların Filozofu” Baruch Spinoza’dan söz edilmeden tamamlanmış sayılmaz.

Kısa bir anekdotla yazıma son vermek istiyorum:

Bir gün Prof. Albert Einstein’a “Tanrıya inanıyor musunuz?” diye sormuşlar. Einstein; ”Evet ama, Spinoza’nın Tanrı’sına inanıyorum “diye yanıtlamış.