WALTER BENJAMİN (1892-1940) : HAYATI VE FELSEFESİ

HAYATI

Walter Benjamin 15 Temmuz 1892'de Berlin'de varlıklı bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Eğitimini felsefe, edebiyat ve sanat tarihi alanlarında aldı. Berlin, Freiburg Münih gibi şehirlerde okudu. Akademik olarak kendini kanıtlamak istese de tezleri kabul görmediği için üniversite kariyeri başarısızlıkla sonuçlandı. Bu durum, onun akademi dışı bir entelektüel olarak gelişmesine neden oldu.

1920'lerde Almanya'nın entelektüel çevreleriyle özellikle de Frankfurt okulu ile yakın ilişki kurdu.

Bertold Brecht, Thodore Adorno, Gershom Sholem gibi önemli isimlerle dostluklar kurdu. Ancak hiçbir zaman tam anlamıyla dahil olmadı. Hep bir tür ''dışarıdan bakış'' sergiledi.

Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte Almanya'dan kaçmak zorunda kaldı. Paris'e yerleşti ama sürgün yaşamı hem maddi hem manevi olarak onu yıprattı.1940 yılında İspanya sınırında gestapoya yakalanma korkusuyla aşırı doz morfin alarak intihar etti.

FELSEFi VE DÜŞÜNSEL KATKILARI

Walter Benjamin, kolayca bir kategoriye yerleştirilemeyen bir filozoftur. Felsefe, edebiyat, sanat tarihi, teoloji ve Marxizm arasında dolaşan çok katmanlı bir düşünce tarzına sahiptir.

1-Tarih Anlayışı: ''Tarihin Meleği''

Benjamin'in en çarpıcı düşüncelerinden biri' 'tarihin kavramı üzerine'' adlı eserinde yer alan tarih meleği metaforudur. Burada Paul Klee'nin, Angelus Novus tablosundan yola çıkar. Tarih, ilerleyen bir gelişim süreci değil, felaketlerin bittiği bir enkaz yığınıdır. Bu enkazı düzeltmek ister ama rüzgar (ilerleme fikri) onu geriye sürükler. Bu, modernliğe ve ilerlemeci tarih anlayışına güçlü bir eleştiridir.

2-Mekanik yeniden-üretim ve sanat:

Benjamin'in en meşhur metinlerinden biri ''Mekanik Yeniden-Üretim Çağına Sanat Yapıtı''dır. Burada teknolojinin sanatı nasıl dönüştürdüğünü inceler. Bir sanat eserinin ''aura''sı (tekliği, özgünlüğü, zamana ve mekana bağlı havası) mekanik çoğaltma ile kaybolur. Bu analiz, hem modern sanatı hem de kitle kültürünü anlamak açısından oldukça etkili olmuştur.

3-Alegori ve dil üzerine düşünceleri:

Benjamin'e göre dil, sadece iletişim aracı değil, dünyanın anlam haritasını oluşturan bir yapıdır. Alegori, Benjamin'in edebi ve felsefi metinlerinde sıkça kullandığı bir yöntemdir. Özellikle '' Barok Alman Trajedya''  kitabında alegori kavramı üzerinden ölüm, geçicilik ve tarih üzerine derinlemesine düşünür.

4-Şehir ve modernlik: Flanör

Paris üzerine yazdığı yazılarda Benjamin,''flanör'' (kentte acımasızca dolaşan gözlemci) figürünü geliştirir. Modern şehir, insanın deneyimini dönüştürür, metropol yaşantısı  parçalı, anonim ve hızla değişen bir dünyadır. Benjamin bu parçalanmışlığı şiirsel ve felsefi biçimlerde yansıtmaya çalıştı.

5-Mesiyanik zaman ve teoloji:

Benjamin, Marxizm'in mistik ve teolojik düşüncelerle harmanlamıştır. O'na göre devrimci zaman, sadece siyasal bir an değil, ''Mesiyanik'' yani kurtarıcı bir anlama da sahiptir. Bu, onun düşüncesini sıradan Marxist analizlerden farklı bir yere koyar.

ÖLÜMÜ VE MİRASI

1940'ta Fransa -İspanya sınırında  Nazilerden kaçarken geçiş izni alamayınca intihar etti. Ancak ardından gelen yıllarda özellikle 1960'dan itibaren düşünceleri çok daha geniş bir yankı buldu.

Bugün Benjamin, kültürel eleştiri, medya teorisi, edebiyat felsefesi ve tarih felsefesi alanlarında öncü bir düşünür olarak kabul edilir.

ÖNE ÇIKAN ESERLERİ:

Tarihin kavramı üzerinde tezler(1940)

Mekanik yeniden üretim çağında sanat yapıtı (1936)

Pasajlar (ölümünden sonra yayınlandı)

Alman trajedya draması üzerine (1928)

Bir yolcu olarak Berlin'li (denemeler)

EŞİ VE ÇOCUĞU

EŞİ: Benjamin,1917'de Dora Sophie Pollak (daha sonra Dora Benjamin) ile evlendi. Dora eğitim ve pedagoji üzerine çalışan bir bilim insanıydı. Evlilikleri başlarda uyumlu olsa da Benjamin'in maddi sıkıntıları, yoğun entelektüel yalnızlığı ve ilişkilerindeki farklılıklar nedeniyle zamanla bozuldu. Benjamin başka kadınlara ilgi duymaya başladı.1930'da resmi olarak boşandılar.

Çocuğu: Çiftin 1918 doğumlu bir oğulları vardı: Stephan Raphael Benjamin. Stephan daha sonra Sovyetler Birliği'ne geçti, burada yaşadı ve mühendislik yaptı. Hayatı boyunca annesi Dora'nın yanında kaldı.

BENJAMİN'İN KADINLARLA OLAN İLİŞKİLERİ

Boşandıktan sonra Benjamin birkaç ilişki yaşadı. En önemlilerinden biri Asja Lacis adlı Letonya'li tiyatro yönetmeni ile olan bağlarıydı. Benjamin'in politik olarak Marxizm'e yönelmesinde ve sanat anlayışında Lacis'in büyük etkisi oldu.

SONUÇ- Walter Benjamin Dora ile ilişkisi gerçekliğe dayalı, pratik yaşamla, kendi soyut düşünce dünyası arasındaki çatışmadan ötürü dağıldı. Oğluyla ilişkisi ise sevgiye dayalıydı ama günlük hayatın sorumluluklarını üstlenemediği için mektuplar ve hikayelerle sınırlı kaldı.